28 Eylül 2009 Pazartesi

KIRIK KUCAKLAŞMALAR 'LOS ABRAZOS ROTOS'




İspanyolların en has yönetmeni Pedro Almadovar'ın son filmi 'Kırık Kucaklaşmalar' 2006 yılında çektiği 'Dönüş' filminden sonra az bilinen 'La concejala antropófaga' filminden sonraki filmi.Penelope'siz olmaz diyen yönetmen son 3 filminde de Penelope'siz gerçekten olamamış.Penelope tüm güzelliğiyle filmde soyunsada baksak dedirten oyuncusu,hatun geçen sene Barcelona filmindeki kötü İngilizcesi ile Oscar alan bilinen en şöhretli İspanyol oyuncu ünvanını da koruyor.Bize bu kadar güzel gözüken hatunu Bask-İspanyol arkadaşım Pablo Martin hiç beğenmiyor O daha çok Scarlet'i seviyor,Penelope'den İspnaya'da çok diyor,fazlası gelsin zararı olmaz Türkiye için tanıtım sağlar dedim.Kardeşi geliyor arada sizde Onla idare edin dedi.Haksız değil.

Bunca Penelope lakırdısından sonra gelelim filme, bu film bence bu sene En iyi yabancı film adayları arasında yer alır ,niye diye soracaksınız filmde Akademiyi çekebilecekler listesi hazırladım.İşte bazı maddeler.

-Pedro Alamadovar'ı Akademi seviyor,2002 yılında 'Konuş onunla' adlı filmiyle zaten Oscar verildi ünlü yönetmene
-Penelope zaten Amerikan erkekleri için harika bir latin hatun.Akademide'de erkek egemenliği mevcut.
-Filmin konusu:Aşk,filmin konusu:Filmini bitiremeyen bir yönetmenin filmini bitirmesi ve son söylem:'hiçbir film yarım kalmamalı' Akademi sırf replik için bile bir Oscarcık heykeli verir bu filme.
-Sıradışı mekan:İspanya'da doğal traverten benzeri taşlardan oluşan deniz kenarı bir yer varki taşların görüntüsü mükemmel bir doğa görüntüsü veriyor filme.
-Filmin içinde 2 ayrı film var:biri yapımcısı tarafından kıskançlık sebebiyle kötü şekliyle montaj yapılıp piyasaya sürülen film,diğeri yapımcının gay oğlunun çektiği film içinde alevlenen yönetmen -oyuncu aşkının sessiz filmi.Sessiz filme yapımcı adına çalışan dudak okuyucusu ses veriyor.

Daha ne sayayım yetmez mi?

Filmin kurgusu mükemmel,Almadovarvari klişelerde bu kurgu içinde yer alıyor.Hangi klişeler derseniz:gayriresmi baba-oğul-anne kümesi dışında yer alan bir sevgili ve kıskançlık.Hani nerde birde gay derseniz O da kamerasıyla filmin içindeki filmi çeken bir gay kameraman.Sonunda o da film yönetmeninin biyografisini belgesel olarak çekip bitiriyor .Kırık kucaklaşmalar yerine hangi ad uygun olabilirdi filme herkes kendi karar verebilir filmi seyrettikten sonra ama ben 'Parçalanmış Resimler' diye adı tercih ederdim.Aşkın parçalanmış resimlerinin puzzle çözme edasıyla tekrar toplanması sinemanın aslına yani resme döndüğünü ve resimler birleşince filmin bittiğini bize ne güzel anlatıyor söze gerek kalmadan.
Filmin içindeki filmin director's cut denilen yeniden gözden geçirilmiş,kayıp sahnelerin eklendiği son sahneleri biraz uzun tutulup bizi baysada Almadovarseverler bu filmi kaçırmaz,sever diye düşünüyorum.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

ÖLMEDEN ÖNCE:HOPA VE BRUGES















Ölmeden önce ziyaret edilmesi gereken yerler diye bir seyahat kitabı vardı diye hatırlıyorum.'Sonbahar' ve 'In Bruges' filmlerini izledikten sonra diyebilirimki ölmeden önce ya Belçika'nın ortaçağdan kalma ,kanallarla çevrili gotik kenti Bruges 'da veya Yusuf'un memleketi Artvin Hopa'da ölmeden bulunmak lazım.Mümkünse eğer illa öleceksek de bu şehirlerde ölelim.İki kahraman var birisi Yusuf yıllarca hapis yatmış ,gençliği hapishanelerde geçmiş,sonunda ölümcül hastalığa yakalandığı için tahliye edilerek evine gönderilen Yusuf.Diğeri Ray bir kiralık katil kazara çocuk öldürmüş ve bu yüzden katil patronu tarafından arkadaşına öldürtürülmeden Bruges'da tatile gönderilen intihar meyillisi Ray.
Sonbahar o kadar güzel vuruyorki Yusuf'un yayla evinin penceresinin karanlığından ,güneş tüm yaylayı sarıya boyuyor,yaylalar Yusuf'un kalan hayatının son durağı,yaylalar iniveriyor patika yoldan köy minibüsüyle bir bakıyorsun deniz çarşaf gibi olmuş,olmaz diyorsun burası Karadeniz.Dalgalar geliyor adamlar boyu Yusuf'un dalgalı saçlarını ıslatıyor,bulutlar kararıyor,yağmur yüzüne vuruyor Yusuf'un o temiz güzel yüzüne,Yusuf bir derviş edasıyla duruyor dalgalara karşı ,tamamen ıslak tamamen yapayalnız.
Ray Bruges'dan nefret ediyor sıkıcı buluyor nerdeyse tüm argolar Bruges'la başlıyor Bruges'la bitiyor .Ray bir çocuk katili bunun yüzünden olsa gerek Vietnamlıları severken Amerikalılardan nefret ediyor.Cücelerin intihar meyilli olduğunu bir yerlerde okuduğundan olsa gerek, sempati duyuyor cücelere her ne kadar tanıştığı cüce Amerikalı ve ırkçı olsada.Yeni bir hayat var mümkün mü Ray için Bruges'da?
Bir tarafda kanallar arasında sıkışmış gotik şehir Bruges ve etrafa yayılan klasik müzik bir tarafda hemşince laz müziği.Daim Yusuf Orti şarkısı eşliğinde Yusuf'un cenazesi,bir tarafdan Ray'in kurşun dolu bedenini götüren ambulans sesiyle bitiyor son saniyeler.Ve bize kalan tek soru: gerçekten ölüm var mı?Varsa ölmeden önce nerde ölmeye gitmeli?

2 Ağustos 2009 Pazar

Kalkan Patara:Gerçek Akdeniz Tatili









Bu yaz her yaz gibi devremülk kiralama yoluyla tatile gitmeye karar verdik,hem 15 gün ucuz tatil yapabilmek hem 5 yıldızlı otellerin sınırsız yeme,içme,aptal animasyon ve aktivite saçmalıklarını yaşamayacağınız bir ortamda saatlere takılmadan askeri kamp düzeni değilde özgür bir kamp havasına girebildiğiniz için seviyorum devremülkleri.Kalkan Patara'daki Clup Patara'da böyle bir devremülk;dağın yamacında Türkiye'nin en güzel koyunda ,çevreye zarar vermeden yapılan taraçalı evler ,bazıları küçük 1+1, bazıları villa boyutunda olan evlerde ikamet ediyorsunuz,karşınızda Kalkan koyu ,çiçekler,ağaçlar manzarayı engelleyebilsede yaydıkları çiçek kokusu harika.Burası uluslararası mimari ödülü almış bir yerleşke.4-5 metreyi bulan derinlikteki denizde balıklarla yüzebiliyor,havuz kenarında Norah Jones veya Frank Sinatra dinleyebiliyorsunuz.İngilizler ağırlıkta turist grubu,doğal güzellik ve sessiz bir tatil ortamı olduğu için holigan kılıklı İngilizler yerine daha mütevazi Jane Austen romanlarından fırlamış muhafazakar,Yorkshire İngilizcesi konuşan İngiliz aileleri var.Çocuklarınızın İngilizce pratik yapması için biraz sizin Akdeniz sıcaklığı göstermeniz gerekiyor haliyle bunlar İngiliz.Kalkan bozulmayan doğası ile de mükemmel yalnız taş ve kayalara dikkat etmiz gerekebilir her ne kadar ilaçlama yapılsada kaldığımız süre içersinde sundurmaya gelen davetsiz misafir akrep,kuyruğu dikleştirip kaçmasıyla beraber kendi korkusunu bize bıraktı.Kuyruğuna bir terlik darbesi alan akrebin kurumuş bedenini ise ertesi gün olay mahallinden fazla uzak olmayan bir yerde bulduk.Eşini o akşam bekledik ama gelen giden olmadı bir doğa efsanesiymiş meğer dedik.Telefonda olayı anlattığım annem ise 'artık eşler eskisi gibi değil diyerek bize biraz olsun moral verdi.2 günde bir evimizin temizlenmesi ,çarşafların değişmesi diğer çoğu devremülk sistemiyle çalışan yerlerde yok veya bu kadar sık değil,o bakımdan bir not vermem gerekse 10 üzerinden burası 8'i hak eder Club Patara.2 puanı geç gelen deniz servisinden (merdivenler dik olduğu için denize servis aracıyla iniyorsunuz) ve voleybol sahasında kaybolup da yerine gelmeyen topdan kırabilirim ancak.Tatil anlayışınız yılın yorgunluğunu şımararak atmak değilse burası size göre olabilir.Devremülk kiralamak çok basit ilanlara bakmanız yeterli sonra da parayı ödedikten sonra tesisi arayıp teyitleşiyorsunuz oldu bitti.
Kalkan'daki tekne turlarına da katılabilirsiniz kişi başı 35 TL olan turlara sabahdan çıkılıyor;Ziyaret edilen yerler:Yılan adası,Fare adası ve Çamur banyosu yapılan adını şimid hatırlayamadığım koya uğranılıyor, yemek müesseseden genelde belık veya tavuk yanında salata ve içecek.Çocuklara indirim yok Sahil Güvenlik bu konuda çık sıkı davranıyormuş kontrol ediyorlarmış fazla kişi varsa ceza yazdıkları için riski almıyor tekneciler.
Kalkan'ın merkezi Kaş'a benziyor ama sokakları biraz daha dik.Dükkanlar arasında cam işçiliği yapan dükkan favorimizdi.Fiyatlandırmalar çeşitli.Kalkan Koyu mavi bayraklı ve Türkiye'nin en güzel koylarından biri tatil için mükemmel bir alternatif.Tavsiye ederim.

15 Haziran 2009 Pazartesi

Frozen River

Frozen River
ultimteam tarafından gönderilen video

Frozen River filminin fragmanı

Frozen River :Donuk ırmakda insan kaçakçılığı

ABD'nin yayınladığı insan kaçakçılığı raporuna göre dünyada 800.000 insan fuhuş veya angarya sebebiyle gelişmiş ülkelere kaçıyor ,kaçırılıyorlar.İnsan kaçakçılığında kadınların payı %80 civarında ,kadınlar fuhuş alanında zorla çalıştırmak için kaçırılıyorlar genellikle.Karşımızda Oscar adayı bir film var:'Frozen River',Türkçe çevirisiyle 'Donmuş Irmak' film insan kaçakçılığı konusuna kahramanların bireysel ihtiyaçları çerçevesinde değinmiş,insan kaçakçılığı filmde kahramanların yapmak zorunda oldukları bir işmiş gibi gösterilmekte,olayın angarya boyutuna değinilmiyor hatta ne güzel bak insanlar sıcak bir yuva buldular diye sevinesiniz geliyor.Filmin asıl kahramanı kocası tarafından terk edilmiş Amerika'nın kuzey sınırında yaşayan maddi sorunlar çeken,mobil bir ev alabilmek için para biriktirmeye çalışan ve kısıtlı imkanlarıyla biriktiremeyen orta yaşlı iki çocuklu bir kadın.Diğer kahraman çocuğu elinden kabile kararıyla alınmış Mohawk rezervasyon bölgesinde yaşayan kızılderili genç bir kadın.Rezervasyon bölgesi ilginç biryer bu bölgenin ayrı bir statüsü var polis zorlayıcı bir durum olmadığı sürece giremiyor ve ordakiler kendi kabile kanunları çerçevesinde yönetiliyorlar.Kızılderili kadının sicili insan kaçakçılığından bozuk,bir iki kere yakalanmış ,bagajı büyük arabalar tercihi iki insanın rahatça girebildiği araba bagajında bu işi yapıyor,derdi para biriktirip çocuğunu geri almak.Beyaz bir kadının arabasında bu işin daha kolay yüreyeceği kesin ve kaçakçılık başlıyor, ta ki çekirge birgün zıplamıyor ve nehirde yakalanıyorlar fakat yakalandıkları bölge Mohawk rezervasyon bölgesi ve kızılderili kabile kanunları yürürlükte,filmden elde ettiklerimiz:Kızılderiler Amerika'nın onları sürdüğü kimsenin de pek yaşamadığı yerlerde zorunlu ikamet ediyorlar ve insan kaçakçılığında Amerika'nın diğer ülkeleri ne kadar suçlasa da bu işde kendinin de gevşek davrandığı belli oluyor.
Donuk nehir 3.dünya ülke insanlarının umuda koştukları bir köprü fakat bu köprünün diğer tarafında yaşayanlarda hayatlarından pek memnun değiller.
Biz Türkler'de yıllarca Avrupa'ya benzer yolculuklar yaptık belki de hala yapıyoruz;sevdiklerimizi ,evimizi arkada bırakarak kaçıyoruz umuda yolculuğa.
Frozen River gerilim düzeyi çok iyi ayarlanmış güzel bir film,soğuk havası bana Fargo'yu hatırlattı ama ordaki salak Amerikalı'larla burdakilerin arasında en az 50 IQ luk fark var.

3 Haziran 2009 Çarşamba

1984

Güneşin en tepede olduğu öğlen saatinde bir polis karakolundan dışarıya bakıyorum.Dışarda kimse yok sadece yanyana gelişigüzel dizilmiş kiminin sıvası çatlamış,kiminin boyası dökülmeye başlamış bir iki katlı bahçeli evler var.Büyük bir sessizlik hakim sanki herkes siesta yapıyor dışarısının aksine karakol karmakarışık.
Bir tarafda parmak izi kuyrukları devlet artık her vatandaşı daha kolay tanısın diye yapılan yeni uygulama,vatandaşların suç işleme özgürlükleri de yavaş yavaş ellerinden alınıyor.Sanki George Orwell'in 1984 romanı gecikmeli de olsa gerçekleşmeye başlıyor,'Büyük Birader' TV'den bağırarak muhaliflerini yeterince susturamadığından dert yanıyor.Herşeyi diğerleri gibi millete havale ediyor,millet ya parmak izi veriyor yada öğle uykusunda mahallenin sessizliği içersinde.Ey millet eldivenlerinizi takın ve öğle uykusu için yatacak yer bulun demek geliyor içimden.Nasılsa işinizde yok,halbuki 1984 romanında herkesin saçma da olsa bir işi vardı.George Orwell romanda komünist dünya eleştirisi yapmıştı fakat komünizm kendini küresel liberal sermayeye bıraktı ve bu kış ve bir dahaki kışlar bizim köye gelmeyeceği kesin.Şu işler bitse de bende öğle uykusuna dalsam diye düşünüyorum beni bu düşünceye sevk eden tembelliğim veya sıcaklık değil,sadece o mahalledeki evlerin beni çeken ıssız boşluğu.Uyku sanki tamamlayacak bu boşluğu,görmeyi umduğum tüm rüyalarda bir yerlerden düşeceğim ve canım hiç acımayacak bunu biliyorum.
Kamera başında tüm şehri izleyen memurlar acaba birgün gelecek Hurufi mi olacak?Hergün her saat baktıkları yüzlerin anlamını öğrenecekler belki de ve herkesi yaftalayacaklar bu suçlu,bu masum ve Steven Spielberg'in 'Azınlık Raporu'filmindeki su içinde yaşayan gizemli medyumlara benzer bu memurlar bize geleceği dar edecek.Tüm polisler Kara Kitap'ı okuyacak ve İstanbul sokaklarında yeniçerilerin hayaletleri dolaşacak polis kılıklarında.İzlenme rekorları kıracak programlar yapacak televizyon kanalları.İktidar daha fazla gücünü gösterirken etkin gücüyle bireyin özgürleşme süreci otorite aygıtları tarafından sekteye uğramaya başlamıştır,bunda en büyük etken liberal ekonomilerin yarattığı daha fazla muhafazarlaşma eğilimidir.Dünya özgür bir dünyadan totaliter liberalizme doğru yol almaktadır.Küresel sermaye özgür birey yerine hakları elinden alınmış düşük ücretli işçi ve zenginlik payını artıran burjuvazi istemektedir.Artan işsizlik sebebiyle yığınların baskı altında tutulması şiddetini artırarak devam edecektir.
Küresel krizin tetikleyicileri bütün dünyayı almak için birkaç kurum feda edebilirler,Asya'da sürecek egemenlikleri için gözden çıkarılan 3.000 kule çalışanı gibi örnekler bize kaz gelecek yerden tavuk esirgenmeyeceğini gösteriyor.Umutlarınızı yok edin çünkü artık dünya eskisi gibi hiçbir zaman olmayacak.

4 Mayıs 2009 Pazartesi